Skolyoz tanısı alan birçok aile, bu hastalığın genetik olarak nesilden nesile geçip geçmediğini merak etmektedir. Güncel bilimsel araştırmalar, özellikle ergenlik döneminde görülen idiyopatik skolyozun (nedeni bilinmeyen skolyoz) gelişiminde genetik faktörlerin önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Her ne kadar skolyozun ortaya çıkmasından sorumlu tek bir gen tanımlanmamış olsa da, aile öyküsü bulunan çocuklarda skolyoz gelişme riskinin toplum ortalamasına göre daha yüksek olduğu bilinmektedir. Anne, baba veya kardeşlerden birinde skolyoz öyküsünün bulunması, çocukların büyüme döneminde daha dikkatli takip edilmesini gerektiren önemli bir risk faktörüdür.
Ailesel yatkınlık bulunması, çocuğun mutlaka skolyoz geliştireceği anlamına gelmez. Ancak genetik yatkınlığı olan çocuklar, omurga gelişimi açısından yüksek risk grubunda değerlendirilir ve büyüme süreci boyunca düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir. Erken dönemde yapılan omurga değerlendirmeleri ve skolyoz taramaları sayesinde oluşabilecek eğrilikler henüz başlangıç aşamasındayken tespit edilebilir. Genetik faktörler değiştirilemese de, erken teşhis ve doğru tedavi yaklaşımları ile skolyozun ilerlemesi büyük ölçüde kontrol altına alınabilir ve cerrahi tedavi gereksinimi azaltılabilir.
Adana’daki fizyoterapi merkezimizde, ailesinde skolyoz öyküsü bulunan çocuklar için kişiye özel takip programları ve kapsamlı omurga değerlendirmeleri uyguluyoruz. Risk grubunda yer alan çocuklarda düzenli postür analizi, skolyoz taraması ve fiziksel değerlendirmeler yaparak omurga gelişimini yakından takip ediyoruz. Erken dönemde tespit edilen eğriliklerde bireye özel planlanan üç boyutlu skolyoz egzersizleri ve gerekli durumlarda korse tedavisi ile omurganın sağlıklı gelişimini desteklemeyi hedefliyoruz. Ailenizde skolyoz öyküsü bulunuyorsa, düzenli uzman kontrolü ve erken müdahale sayesinde çocuğunuzun omurga sağlığını güvenle koruyabilirsiniz.

No responses yet